Pages

6 Mayıs 2011 Cuma

Tsunami

Tsunami;okyanus ya da denizlerin tabanında oluşan deprem, volkan patlaması ve bunlara bağlı taban çökmesi, zemin kaymaları gibi tektonik olaylar sonucu denize geçen enerji nedeniyle oluşan ve hızları saatte 800 km ‘yi bulabilen dev dalgalara denmektedir.




ABD'deki jeolojik araştırmalar merkezi'nin açıklamasına göre, 1964'ten bu yana kaydedilen en şiddetli, 1900'den bu yana da 4'üncü en büyük sarsıntının yol açtığı ve yüksekliği yer yer 10 metreye ulaşan dev dalgalar sri lanka,hindistan, endonezya, tayland, malezya,myanmar, maldiv adaları ve bangladeş'te can kayıplarının yanı sıra maddi hasara yol açtı. depremde, andaman fay hattının yaklaşık 1000 km'lik bir bölümünün kırıldığı belirtildi. Dalgaların denizden 1 km kadar içeri girmesiyle binlerce kişi yaralandı ve çoğu balığa çıkan binlerce kişi de kayboldu. evler, tarlalar, sokaklar ve iş merkezleri sular altında kaldı. Yaklaşık 300.000 kişinin öldüğü tahmin edilmektedir.













C.Klimatolojik Karakterli

Klimatoloji (İklimbilim), atmosfer içerisinde meydana gelen hava olayları ile yeryüzünde görülen iklim tiplerini inceleyen bilim dalı.
İklimbilimin konusu olan iklim, geniş bir sahada uzun yıllar boyunca görülen atmosfer olaylarının ortalama halidir. İklim coğrafi yeryüzünün şekillenmesi ve insan yaşamını çok yakından kontrol etmektedir. İklimbilim, hava olaylarını yakından tanımak için fiziğin bir alt dalı olan meteoroloji'nin verilerinden geniş ölçüde yararlanır. Meteorolojinin yaptığı gözlemleri alır ve insan ve canlı yaşamı açısından inceleyerek açıklamaya çalışır.
Yeryüzünde görülen başlıca ilkim tiplerini, oluşum nedenlerini, özelliklerini ve insan yaşamı üzerine etkilerini, iklim elemanlarını (sıcaklık, basınç ve rüzgarlar, nemlilik ve yağış) konularını inceleyen fiziki coğrafya alt dalıdır. Ortalama 50-100 yıllık hava durumu ortalamaları alınarak iklim hakkında bilgiler oluşturulabilir.


Atmosfer veya Gazyuvarı, yerkürenin etrafını saran ve çoğunlukla gaz ve buharlardan oluşan bir örtüdür.
Yerçekimi sayesinde tutulan atmosfer, büyük ölçüde gezegenin iç katmanlarından kaynaklanan gazların yanardağ etkinliği ile yüzeye çıkması sonucu oluşmakla birlikte, gezegenin tarihi boyunca dünya dışı kaynaklardan da beslenmiş ve etkilenmiştir. Basınç ve yoğunluk açısından diğer yer benzeri gezegenlerden Mars‘a göre yaklaşık 100 kat büyük, Venüs‘e göre ise yaklaşık 100 kat küçük bir gaz kütlesini ifade eder. Ancak bileşim açısından bu iki gezegenin atmosferlerinden çok farklı olduğu gibi, Güneş Sistemi içinde de eşsizdir.

Aşırı Sıcak ve Soğuklar

A. Aşın Sıcaklar ve Soğuklar (Ekstrem Sıcaklıklar)
İnsanlar, beslenme, üreme ve barınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek amacıyla yaptıkları bütün etkinliklerini çağlar boyunca hakim olan iklim ve çevre koşullarına göre düzenlemişlerdir. Doğal olarak bu durum hayvanlar ve bitkiler için de geçerlidir. Ancak iklimde görülen bazı dalgalanmalar ve beklenilmeyen ekstrem (uç) olayların yaşanması, canlıların yaşamı üzerinde çok olumsuz sonuçlar doğurmaktadır.
Bir yerde o güne kadar görülmeyen veya çok seyrek olarak görülen sıcak ve soğukların belli bir süre yaşanması, başta insanlar olmak üzere bütün canlılar ile doğal ve yapay çevreyi olumsuz yönde etkilemektedir. Çünkü her canlının caklık, nem, rüzgâr, basınç gibi pek çok atmosferik değişkene karşı, mutlaka fizyolojik bir tepkisi vardır. Ancak çevreye ve iklim koşullarına en kolay uyum sağlayan, olumsuz sonuçlarından en az etkilenen canlı, insandır. Buna rağmen insan da, zaman zaman yaşanan, sürekli ya da geçici olarak görülen sıcaklık değişmeleri karşısında nemin de etkisiyle çaresiz kalmaktadır. Örneğin, yaşanan aşın sıcaklarda güneş çarpmasından, aşırı soğuklarda ise donarak, yaşamını kaybedebilmektedir.
Daha önce don,kar ve tipi gibi tehlikeli atmosfer olay lan anlatılırken dü­şük sıcaklıkların olumsuz etkileri üzerinde geniş bir biçimde durulmuştur. Bunun için burada daha çok aşın sıcaklıklar, özellikle de bunların insan üzerindeki olumsuz etkileri konusunda bilgi verilecektir.
Genellikle insanların yaşamlarını rahat bir biçimde sürdürebildikleri hava sıcaklık değerleri, 17°C ile 31°C'ler arasıdır. Doğal olarak normal yaşam için bu değerlerin altında ve üstünde belirli bir tolerans sının söz konusudur. Ancak bu tolerans sınır değerlerinin dışındaki sıcaklık değerleri, değişik bünyelerde çok farklı klinik sendromlara, fizyolojik streslere, hastalıklara ve hatta ölümlere bile neden olabilmektedir. Normal olarak ortalama vücut sıcaklığı 36.5-37.0 °C arasındadır. Aşırı sıcak ve nemin etkisiyle belli bir süre insanların hissettikleri sıcaklık 40.6° ve daha yüksek değerlere ulaşırsa bir sıcak hava dalgasının varlığı söz konusudur. Bu durumda güneş çarpmalarına bağlı ölümler görülebilmektedir. Yine yaşanan sürekli aşın sıcaklarda, çok sayıda insan kalp krizi ve diğer fizyolojik rahatsızlıklardan dolayı ölmektedir. Doğal olarak sıcaklıkla beraber artan nemin ve rüzgârın da bu olumsuz tablo üzerinde büyük etkisi vardır


• Bir yerde aşın sıcak ve soğuk havanın uzun bir süre devam etmesi, bir kuraklık nedenidir. Bu süre uzadıkça da, kuraklığın şiddeti artmaktadır. Subtropikal kuşak ile kutup bölgelerinde yaşanan devamlı kuraklık, oralarda yaşanan sıcaklık koşullarıyla ilişkilidir (Fizikî kuraklık, fizyolojik kuraklık). Örneğin, ABD'nin büyük bir kısmında 1977-2001 yıllarında etkili olan ekstrem kış koşul­lan ile aynı bölgelerde, 1980 yılında yaşanan ekstrem yaz koşullan, sonuçları çok ağır olan ve o güne kadar görülmeyen kuraklıkların yaşanmasına neden olmuştur.
Sıcak ve soğuk baskınları ile uzun dönem yaşanan ekstrem sıcaklıklar ve bunun sonucunda oluşan kuraklık, daha sık ve yaygın olarak orta enlemlerde görülmektedir. Yaşanan kuraklık daha önce kuraklık konusunda açıklanan zararların yanında dolaylı olarak insanlarda büyük strese ve salgın hastalıklara neden olmakta, özellikle hasta yaşlı ve dayanıksız kişiler başta olmak üzere bir;çok insan yaşamını yitirmektedir.

Ülkemizde Ekstrem sıcaklıkların yaşanması aşağıdaki olaylar sonucu olmaktadır.
Sibirya oluşumlu karasal kutbi (cP) hava kütlesi ile denizel kutbi (mP) hava kütlesinin beklenilmeyen, zamanlarda anî olarak bir bölgemize inmesi (karayel, yıldız ve poyrazla) ve orada belirli bir süre kalması, bir soğuk baskını olarak değerlendirilebilinir. Böyle bir durumda insanlar, hayvanlar ve bitkiler gibi bütün canlı varlıklar yaşamsal olarak etkilenmekte akarsular, göller ve göletler donmakta, enerji üretimi aksamakta ve büyük ekonomik kayıplar görülmek­tedir. Ayrıca ulaşımda büyük aksamalar yanında, can ve mal kaybına neden olan kazalarda büyük artış olmaktadır.
Yine, Karasal Tropikal (cT) hava kütlesinin güney ve doğu bölgelerimizden itibaren Basra alçak basıncıyla ülkemizi beklenilmeyen bir zamanda etkilemedi (keşişleme ve samyelinin etkili olması) ve yurdun büyük bir kesiminde belirli bir süre etkili olması da aşırı sıcaklara neden olmaktadır. Bu durumda insanlar başta olmak üzere bütün canlılar olumsuz yönde etkilenmektedir.

Ülkemizde yaşanan sıcak ve soğuk baskınları sadece hava kütlelerinin hareketiyle ilişkili değildir. Türkiye'nin jeomorfolojik özellikleri bazı yerlerde Föhn ve Dranaj rüzgârlarının oluşması için çok elverişlidir. Beklenilmeyen bir nan sıcaklık koşullarıyla ilişkilidir (Fizikî kuraklık, fizyolojik kuraklık). Örneğin, ABD'nin büyük bir kısmında 1977-2001 yıllarında etkili olan ekstrem kış koşulları ile aynı bölgelerde, 1980 yılında yaşanan ekstrem yaz koşullan, sonuçlan çok ağır olan ve o güne kadar görülmeyen kuraklıkların yaşanmasına neden olmuştur.
Sıcak ve soğuk baskınları ile uzun dönem yaşanan ekstrem sıcaklıklar ve bunun sonucunda oluşan kuraklık, daha sık ve yaygın olarak orta enlemlerde görülmektedir. Yaşanan kuraklık daha önce kuraklık konusunda açıklanan zararların yanında dolaylı olarak insanlarda büyük strese ve salgın hastalıklara neden olmakta, özellikle hasta yaşlı ve dayanıksız kişiler başta olmak üzere bir­çok insan yaşamını yitirmektedir.








Şiddetli rüzgar ve fırtınalar

Bu doğa olayları değişik bölgelerde kasırga, hortum ve tayfun gibi isimler ile anılmaktadır. Büyük fırtınaların asıl sebebi alçak tropikal basınç alanlarıdır ve bu alanlar dünyada tropikal kuşaktaki okyanus üzerleridir. Dolayısıyla bu doğa olaylarından daha fazla sıcak kuşakta kısmen orta kuşakta yer alan okyanus kıyısı ülkeleri etkilenmektedir.(A.B.D, Güneydoğu Asya, Meksika Körfezi, Avustralya kıyıları, Afrika kıyılarında)




Tayfun ve fırtınalar yılın belli dönemlerinde etkili olmakla birlikte; Hint Okyanusu’nda ocak- mart arasında; Florida’da haziran-kasım ayları arasında etkili olmaktadır.                                                                     Ayrıca şiddetli rüzgar denizi kabartmakta ve kıyı bölgeleri su basmaktadır.
ÖR: 1900 yılı Eylül ayında Texas/Galveston’da şiddetli rüzgar dev dalgalar meydana getirmiş ve çok sayıda insan yaşamını yitirmiştir.






DOĞA OLAYLARI

Hava sıcaklığı sürekli olarak değişir. Ilık , sıcak ve soğuk olabilir. Bunun türlü nedenleri vardır . Dünya Güneş’in çevresinde dönerken , güneş ışınları Dünya’mıza bazen dik bazen de eğik olarak gelir. Dik olarak gelen ışınlar yeryüzünü daha fazla ısıtır. Eğik olarak gelen ışınlar ise daha az ısıtır. Yeryüzünün Güneş’ten gelen bu farklı ölçülerde ısı almasından mevsimler oluşur. Hava sıcaklığı gün içinde de değişir. Sabah ve akşam saatlerinde güneş ışınları eğik geldiği için yeryüzü çok ısınmaz. Öğle saatlerinde güneş ışınları dik geldiği için sıcaklık artar.
Hava sıcaklıklarındaki bu değişmeler hava olaylarını oluşturur. Rüzgar , tayfun , fırtına , kasırga ve hortum yaşantımızda karşılaştığımız hava olaylarındandır. Şimdi bu hava olaylarının nasıl oluştuğunu öğrenelim.

Kırağı

Atmosferik sınır katmandaki hava parselinin gerçek buhar basıncının, yüzeyin sıcaklığına ait buz üstünde doymuş buhar basıncından daha yüksek olması sonucu, havadaki su buharının soğuk yüzey ile/ya da cisim üzerinde yoğuşarak katı duruma geçmesidir. Oluşum biçimi bakımından çiyden bir ayrımı yoktur. Meteorolojide yağış ulamında değerlendirilmez. Soğumanın çok şiddetli olduğu yerlerde, havanın temas ettiği yüzeylerde buz kristalleri biçiminde oluşan yoğuşma ürünüdür. Türkiye'de bu olay kış mevsiminin başlarında görülür.

Çiy

Atmosferik sınır tabakadaki hava parselinin aktüel buhar basıncının, yüzeyin sıcaklığına ait doymuş buhar basıncından daha yüksek olması sonucu, havadaki su buharının soğuk yüzey ve/veya cisim üzerinde yoğunlaşarak sıvı faza geçmesidir. Bahar aylarında bulutsuz gecelerde gerçekleşen radyasyon kaybı, yeryüzeyine temas eden ince bir hava tabakasında fazlaca soğumaya neden olur ve çiy de genellikle bu durumda -nem, sıcaklık ve basınç koşulları da uygunsa- gerçekleşir. Yer/cisim sıcaklığı donma seviyesinin altında ise, çiy yerine kırağı gerçekleşir. Çiy, meteoroloji biliminde yağış kategorisine girmez. Hatta klimatolojik rasat cetvellerinde meteorolojik hadise değil, müşahede olarak rapor edilir.

İlkbahar veya yaz mevsiminde sabahları cisimlerin üzerinde, bahçedeki bitkilerin yapraklarında su damlacıkları oluşur. Bu damlacıklar yağmur damlası değildir, geceleri havanın soğumasıyla havada bulunan su buharının yoğuşarak oluşturduğu damlacıklardır.